ERKEN ÇOCUKLUK DÖNEMİNDE YARATICILIĞI DESTEKLEMEK

“ Her çocuk birer sanatçıdır. Sorun, büyüdüğümüzde nasıl sanatçı kalabileceğimizdir.”

Pablo Picasso haklıydı. Her çocuğun birer sanatçı olarak doğduğunu görmek için tek ihtiyacınız olan parmak boyalarını ilk kez keşfeden küçük bir çocuğu izlemek olacaktır. (ki bunu parmaklarından daha çok bedenlerinin diğer bölümleriyle yaparlar.) Bunu yaparken ne “doğru” yapma korkusu yaşarlar ne de başkasının isteği ve hayal gücü doğrultusunda hareket ederler. Onlar sadece boyanın parmakları arasındaki akışın verdiği his ve vücutlarıyla yaptıkları hareketlerin dokundukları yerlerde nasıl iz bıraktığıyla ilgilidirler. Onlar için bu süreç kendi içinde sürekleyici ve heyecan vericidir.

Peki hepimiz birer artist olarak doğduysak sonradan bize ne oldu? Birçok yetişkinden “Çizemiyorum.”,  “Ben bir sanatçı değilim.”, “Bu tarz şeylerde çok beceriksizim.”  gibi sözler işitmişizdir.  Süreç içinde kendilerini boyayan ve onları her yere süren kaygısız küçük çocuklar, eline hiç boya fırçası almayan ve sanat söz konusu olduğunda kendilerini yeteneksiz olarak kabul eden yetişkinlere dönüştü. Sanat yapmanın doğru ve yanlış bir yolu olduğunu gösterecek ve onları bu konuda başarısız olduklarına ikna edecek bir şeyler oldu.

Ne yazık ki çocukları, sanatta iyi olmadıklarına ikna etmede en büyük rol oynayanlar başlarındaki belirli0 yetişkinlikler olmaktadır. Bu iyi niyetli insanlar – ebeveynler, büyükanne ve büyükbaba, öğretmenler, bakıcılar – genellikle bunu fark etmeden yaparlar. Bir çocuk annesinin “Resim çizmede iyi değilim” dediğini duyduğunda, çizimde iyi ya da kötü olabileceğinizi düşünmeye başlar. İyi niyetli büyükbaba veya büyükanne “Böyle değil, böyle yapmalısın” dediğinde çocuk, sanat yapmanın doğru ve yanlış bir yolu olduğunu öğrenir. Okul öncesi öğretmenleri, sınıfta yaratıcı faaliyetlerin her detayını hazırladığında ve bu faaliyetlerde çocuğun her hatasını düzeltmeye kalktığında çocuk hiçbir şeyi öğretmeni gibi yapamadığını düşünmeye başlar. Bu deneyimlerin her biri, çocuklarımıza kendi içgüdülerinin ve çabalarının yeterince iyi olmadığı mesajını gönderir. Sanatın güzel, değerli ve hatasız bir şeyler üretmesi gerektiği düşüncesi küçük zihinlerine kazınır. Kısacası, yaşadıkları sürecin tadını çıkarmak yerine bitmiş ürünün kalitesi hakkında endişelenmeye başlarlar. Bu aslında yaratıcılıklarının sonunun başlangıcıdır.

Erken çocukluk döneminde yaratıcılığın teşvik edilmesi, çocuklara sanat sürecinde birçok fırsat verilmesi anlamına gelir. Bu onları yönlendirmeden  çeşitli malzemelere erişebilmeleri ve kirlenme, hata yapma ya da bitince nasıl görüneceği endişesi taşımadan bu malzemeleri özgürce keşfetmelerini ve kullanmalarını sağlama anlamına gelir. İlgili yetişkinler mümkün olduğunca az müdahale etmelidir. İdeal bir sanat aktivitesi, çocukların kendi materyal ve ekipmanlarını seçmesi ve bunları istediği şekilde kullanması şeklinde olmalıdır. Başlangıç noktası olarak bir ilham verilebilir, rehberlik edilebilir. Ancak onu nasıl yorumlaması  ve ona nasıl şekil vermesi gerektiğine çocuk karar vermelidir.

Çok küçük çocuklar (3 yaşına kadar) bitmiş bir ürün oluşturmaktan ziyade sadece sanat yaratma tecrübesiyle ilgilenmelidirler.  Daha büyük yaş grupları ise (4-6 yaş) bitmiş bir ürünü akılda tutarak projelerini tamamlamakla daha çok ilgilenirler. Yine de çabalarında mümkün olduğunca kendi hayallerini kullanabilmeleri için teşvik edilmelidirler.

Çocukların sanatını tarif ederken kullandığımız dil konusunda da dikkatli olmalıyız. “Bu nedir?” diye sormak onlara, sanatın mutlaka bir şeyi temsil etmesi gerektiği mesajını iletir. Onun yerine “Sayfanın etrafında dönen çok sayıda kırmızı çizgi görüyorum.” diyerek gördüklerimizi betimlemek daha yerinde olacaktır. “Bu harika bir resim, çizimde gerçekten çok iyisin” demek yerine, “Buradaki tuhaf çizgileri nasıl kullandığını, mavinin ve yeşilin burada nasıl bir araya karıştığını çok sevdim” demeyi deneyebilirsiniz. Bu, bitmiş üründen ziyade çocuğun parçaya harcadığı çabayı vurgular.

Yaptıkları sanat aktivitelerine olan yaklaşımımız ve onlara kullandığımız dil konusunda kendimizi eğitmek tabii ki kolay olmayacaktır. Fakat bu döngüyü kırmaya çalışmazsak sadece, sanatta iyi olmadığını düşünen başka bir yetişkin nesli yetiştirmeden öteye gidemeyeceğiz. O yüzden derin bir nefes alın, rahatlayın, bir adım geriye gidin ve bu çocukların sanat malzemeleriyle serbest kalmasına izin verin!